Gülhane Parkı

Topkapı Sarayının Has Bahçesi: Gülhane

İstanbul’un en kalabalık ve turistik ilçelerinden biri olan Fatih’te bulunan ve adeta şehrin vahası görevini üstlenmiş en güzel park Gülhane Parkıdır. Ulu ve yüce ağaçları, rengarenk çiçekleri ve kuş sesleri arasında huzur verir. Şehrin kalabalığının ve koşuşturmasının ardından bir anda kendinizi bol oksijen ve rengarenk bir parkın içerisinde bulmanın ne büyük bir lütuf olduğunu Gülhane parkını ziyaret edenlerin anlayacağından eminim. Topkapı Sarayı ve Arkeoloji müzesinin yanı başında hem tarihin izleri hem de doğanın bu dokuya mükemmel uyum sağlayan ulu ağaçları ile İstanbul’u gezerken ilk uğramanız gereken parklardan biri Gülhane Parkıdır. Her mevsiminin verdiği ayrı bir keyif vardır. Yolunuz düşerse uğramadığınıza pişman olabilirsiniz. Elinde minik bir termos ve atıştımalıkları ile yemyeşil çimlerde piknik yapan, İbb’ye ait tesislerde kahvelerini yudumlayanlar, kulaklarında güzel bir müzik eşliğinde yürüyüş yapanların vazgeçilmezidir. Özellikle Pazar günleri Sirkeci tramvay durağında inip; park içerisindeki yapılara uğrayarak ve ufak molalar ile muhteşem boğaz manzaralı Sarayburnuna inebilirsiniz. Bu keyifli gezintinizde bol bol fotoğraflar çekmeyi unutmayın.

Gülhane Parkının Adı Nereden Gelir?

Osmanlı döneminde Topkapı Sarayının Hasbahçesi olarak kullanılmaya başlanan Gülhane Parkının adı; bu güzel bahçeye o dönem ekilen güllerden gelmektedir.

Gülhane Parkının Tarihçesi

Bizanlılar Döneminde Gülhane

Bizans döneminde askeri depo ve kışla olarak kullanılan Gülhane Parkına daha sonra 2023 yılına kadar kayıp olduğu düşünülen yeraltı sarayı Mangana yapılmıştır .Mangana sarayı içerisinde yer alan Hagios Georgies Manastırı ve Panagia Hodegetria Ayazmasının burada bulunması sebebiyle bu bölge bizanslılar tarafından kutsal kabul edilmekteydi.

Osmanlılar Döneminde Gülhane

İstanbul’un fethi sonrasında Osmanlılar; Gülhane’yi Topkapının hasbahçesi olarak kullanmaya başlamıştır. Fatih Sultan Mehmet Topkapı Sarayı ve Gülhane Parkını içerisine alıp Sarayburnuna kadar uzanan surlar yaptırmıştır. Daha sonra 1472 yılında en eski Osmanlı sivil mimarlık örnekleri arasında bulunan Çinili Köşkü yaptırmıştır.

Sultan Abdülmecid döneminde Osmanlının batılılaşma yönünde attığı en önemli adımlardan biri olan Tanzimat Fermanı’da Hariciye Nazırı Koca Mustafa Reşit Paşa tarafından Gülhane parkında okunmuştur. Bu fermanın Gülhane Parkında okunması sebebiyle bu fermana aynı zamanda “Gülhane Hatt-ı Hümâyûnu” da denmektedir.Osmanlı padişahlarının 1856 yılından sonra Topkapı yerine Dolmabahçe sarayını kullanması sebebiyle park eski ihtişamını yitirmiştir. Avrupa demiryolunun Sirkeci’ye Sarayburnundan geçerek gelmesi; park içerisindeki ağaçların sökülmesine ve köşklerin yıkılmasına sebep olmuştur. Görkemini kaybeden park; bir eğlence mekanına dönüştürülmüş ve “Bitli Kağıthane” olarak anılmaya başlanmıştır.

II.Abdülhamit döneminde Türkiye’nin ilk müzesi “Müze-i Hümayun “da yine buraya yapılmıştır. 1912 yılında İstanbul Şehremini Cemil Paşa tarafından yeniden park haline getirilerek halkın kullanımına açılmıştır.

Cumhuriyet Döneminde Gülhane Parkı

Cumhuriyet döneminin en önemli gelişmelerinden biri olan Mustafa Kemal Atatürk’ün Latin alfabesini tanıttığı törende 24 Kasım 1928 tarihinde Gülhane Parkında gerçekleşmiştir. Bu tören sonrasında Mustafa Kemal Atatürk “Başöğretmen” ünvanını almıştır.

Atatürk’ün vefatından sonra19 Kasım 1938 tarihinde;  naaşı Ankara’ya gönderilmeden önce İstanbul’da yapılan törende yine Gülhane parkının Sarayburnu taraflarında gerçekleşmiştir.

Gülhane parkı 1955 yılına kadar yine park ve eğlence merkezi olarak kullanılmış; bu tarihten sonra içerisine küçük bir hayvanat bahçesi kurulmuştur.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi 2001-2003 yılları arasında gerçekleştirdiği restorasyon ile bu eşsiz parkı tekrardan halkın kullanımına açılmasını sağlamıştır.

Gülhane Parkında Ziyaret Edilecek Yerler

Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müzesi Kütüphanesi

Padişahların geçit törenlerini izlemesi için yapılmış olan Topkapı sarayı Alay Köşkü; 1926 yılında Atatürk’ün emriyle Eminönü Halkevi oyun salonu olarak kullanılmıştır.1938 yılında önemli bir tamirden geçen yapı Topkapı Sarayına bağlanmıştır.2011 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müzesi Kütüphanesi” olarak halka açılmıştır.

Prof. Dr. Fuat Sezgin ve Dr. Ursula Sezgin Bilimler Tarihi Kütüphanesi

19.yy Telgrafhane olarak kullanılan bina 2017 yılında restore edilerek Türkiye’nin ilk ihtisas kütüphanesi olarak hizmet vermeye başlamıştır. Kültür Bakanlığına bağlanan kütüphane, 2019 yılında Prof. Dr. Fuat Sezgin ve Dr. Ursula Sezgin Bilimler Tarihi Kütüphanesi olarak yeniden hizmet vermeye başlamıştır. Kütüphanede çoğunluğu Prof. Dr. Fuat Sezgin’in Goethe Üniversitesindeki kütüphanesinden getirilmiş 27 bin civarı kitap bulunmaktadır. İslam Hukuku, tefsirler ve Hadisler dışında birçok konuda birçok dilde eserlere ev sahipliği yapan kütüphane; Gülhane Parkı ziyaretinizde mutlaka uğramanız gereken noktalardan biridir.Müze kart geçerlidir.

İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi

Dünyaca ünlü İslam Bilim Tarihçisi Prof. Dr. Fuat Sezgin tarafından 2008 tarihinde kurulan müzede; 9.yüzyıl ve 16.yüzyıl arasında Müslüman bilim adamlarının yapmış olduğu icat, keşif çalışmaları sergilenmektedir. Müzenin bahçesinde İbn Sînâ’nın “el-Kânûn fi’tTıbb” yani “Tıbbın Kanunu” kitabında bahsettiği tıbbi bitkilerin yirmi altısı yetiştirildiğinden bu bahçe “İbn-i Sina Botanik Bahçesi” olarak adlandırılmıştır . Gülhane Parkına geldiğinizde; İslam bilim tarihinin en güzel icatlarını görebileceğiniz bu müzeye ve eşsiz bahçesine mutlaka uğramalısınız.Müze kart geçerlidir.

Gotlar Sütunu

Gülhane parkının Sarayburnu taraflarından yer alan sütunun yapım tarihi tam olarak bilinmemektedir. Roma tarihinden İstanbul’a miras kalan yapı üzerindeki kitabede yazan “Gotların Yenilgisi ile geri dönen Fortuna’ya” sözlerinden ismini almıştır. Tarihte Romalı olup Gotları yenen iki hükümdardan birinin zaferi sonrası dikildiği düşünülmektedir. Bunlardan biri İmparator Claudius Gothicus (268-270) diğeri ise I. Konstantin (272-337)’dir. 18,5 metre yüksekliğindeki bu yapı Prokonnessos mermerinden yapılmıştır. Roma döneminden günümüze değişikliğe uğramamış bu abideyi görmeden Gülhane Parkından ayrılmayın.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri

Bir ana yapı iki ek yapıdan oluşan bu müze ülkemizdeki ilk müzecilik örnekleridir.1869 yılında Müze-i Hümayun adı altında kurulan müzeler;

a)İstanbul Arkeoloji Müzesi (Ana Bina)

b)Çinili Köşk

c)Eski Şark Eserleri Müzesi yapılarından oluşmaktadır.Müze kart geçerlidir.

İstanbul Arkeoloji Müzesi

Dünyanın en büyük müzelerinden biri olan yapı Türkiye’de müze olarak inşa edilmiş en eski yapıdır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde himaye altında bulunan neredeyse bütün medeniyetlere ait yaklaşık bir milyon eserin sergilendiği ülkemizin en değerli müzecilik örneğidir. “Kaplumbağa Terbiyecisi” resmi ile akıllarımızda yer eden Osman Hamdi Bey bu müzeye 29 yıl hizmet ederek müzeyi Dünya çapında önemli bir noktaya taşımıştır. Anadolu medeniyetlerinin muhteşem izlerinin yanı sıra Osman Hamdi Bey’in gayretlerinin karşılığını da göreceğiniz bu müze sizlerin değerli ziyaretini bekliyor.

Çinili Köşk

İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’in 1472 yılında yazlık saray olarak yaptırılan Çinili Köşk (Sırça Köşk) 1880 yılında müze olarak hizmet vermeye başlamıştır.1953 yılında Fatih Müzesi olarak açılan yapı 1981 yılında İstanbul Arkeoloji Müzesine bağlanmıştır. Osmanlı ve Selçuklu dönemine ait seramik ve çini eserlerinin sergilendiği müze mimari olarak ta dikkat çekicidir.

Eski Şark Eserleri Müzesi

1883 yılında Osman Hamdi Bey tarafından Sanayi-i Nefise Mektebi yani Güzel Sanatlar Akademisi olarak inşa edilmiştir.1917 yılından itibaren müze olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Anadolu ve Mezopotamya ile İslam öncesi Mısır ve Arabistan Yarımadası’na ait eserler sergilenmektedir. Osmanlıca “Asar-ı Atika Müzesi “ olarak anılan müzede bulunan 75 bin çivi yazılı tablet içerisinde en dikkat çekeni ise Kadeş Antlaşmasına ait tablettir.

13 Haziran 1891 yılında ziyarete açılan İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin açılış tarihi günümüzde “Müzeciler Günü” olarak kutlanmaktadır.

Gülhane Sarnıcı

Milattan sonra 5 ile 7. Yüzyılları arasında yapıldığı düşünülen sarnıcın kim tarafından yapıldığı bilinmiyor. İstanbul Şehremini Dr. Cemil Topuzlu’nun Gülhane Parkı’nı yeniden par olarak halka açması ile keşfedilmiştir. Sarnıcın girişinde bulunan Barok tarzı çeşme de yine İstanbul Şehremini Dr. Cemil Topuzlu tarafından restore edilmiştir.Günümüzde İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı İbb Miras müdürlüğünün gerçekleştirdiği restorasyon ile yapı “Gülhane Sanat” adıyla bir kültür merkezi olarak hizmete sunulmuştur. Tarihi yarımadanın sanat merkezlerinden birine dönüştürülen sarnıç ta; söyleşi, dinleti ve sergiler düzenlenmektedir. Gülhane Sanat’ı pazartesi dışında her gün 11.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

Gülhane Parkı ve Atatürk

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’in ilanından sonra yapılmış ilk heykeli 3 Ekim 1926 yılında Avusturyalı heykeltraş Heinrich Kripel tarafından Gülhane parkının Sarayburnu sahili tarafına yapılmıştır.1925 yılından 1938 yılına kadar ülkemizde kalan heykeltraş’ın en ünlü Atatürk heykeli ise; Samsun İlkadım ilçesinde ki “Onur Anıtı”dır. Heykel ilk bakışta yüzünü İstanbul’a dönmüş gibi bir izlenim vermektedir.Heykelin karşısında Atatürk’ün 6 ilkesi yazılı olarak dikilmiş küçük sütunlar bulunuyor.

Gülhane Parkı ve Aşık Veysel Heykeli

Ünlü halk ozanı ve şair Aşık Veysel’i (Veysel Şatıroğlu) 1973 yılında kaybetmemizin ardından bu heykel Gülhane parkına dikilmiştir. Kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Fakat her yıl 21 Mart’ta ölüm yıldönümünde ailesi, yakınları ve sevenleri tarafından Gülhane Parkında bulunan heykeli önünde anılmaktadır.2023 yılı Cumhurbaşkanlığı tarafından “Aşık Veysel Yılı” olarak ilan edilmiştir.

Gülhane Parkı ve Nazım Hikmet

Dünyaca ünlü yazar Nazım Hikmet Ran’ın 1957 yılında yazdığı “Ceviz Ağacı” adlı şiiri de Gülhane parkı ile bütünleşmiştir. Şiirin nakarat bölümünde geçen “Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkında” sözleri hafızalarda yer etmiştir. Ceviz Ağacı şiirini 1987 yılında Cem Karaca; “Merhaba Gençler ve Her Zaman Genç Kalanlar” albümünde seslendirmiştir. Bu şiire dair çeşitli hikayeler anlatılsa da Nazım’ın bu şiiri yazarken Bulgaristan’da olup muhtemelen memleket hasreti sebebiyle yazdığı düşünülmektedir.

Gülhane Parkına Nasıl Gidilir?

İstanbul Anadolu Yakasından gelecekler; dilerseniz Kadıköy’den Eminönü vapurlarına binip, Eminönünden Bağcılar -Kabataş (T1) Tramvayına binip Gülhane durağında inerek gidebilirsiniz. Yine Anadolu veya Avrupa yakasından Marmaray’a binip Sirkeci durağında indikten sonra kısa bir yürüyüş ile Gülhane Parkına ulaşabilirsiniz. Eminönünden Gülhane parkına giden İETT otobüsleri de mevcuttur.

Özellikler
  • Kafeterya
  • Ücretsiz
  • Wc

Henüz yorum yok.

Değerlendirmenizi gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *

Ara.Bul.Keşfet

Anadolunun eşsiz güzellikleri ve geçmiş uygarlıkların ayak izlerini keşfet!

Ara.Bul.Keşfet

Anadolunun eşsiz güzellikleri ve geçmiş uygarlıkların ayak izlerini keşfet!

Tarihsel Miras

Anadolu Mirası

Festivaller

Back to Bello home

Copyright by Gezop. Tüm hakları saklıdır.

Back to Bello home

Copyright by Gezop. Tüm hakları saklıdır.