İstanbul Arkeoloji Müzeleri

Türkiye’nin ilk Müzecilik örneği olan; İstanbul Arkeoloji Müzeleri Dünyanın en büyük müzelerinden biri olma özelliği taşımaktadır.Gülhane Parkında bulunan ve üç yapıdan oluşan bu muazzam müze; 1869 yılında kurulmuştur. Fatih Sultan Mehmet’ten bu yana biriktirilen arkeolojik eserlere ev sahipliği yapan müzede bir milyonu aşkın eser bulunmaktadır. İstanbul Arkeoloji Müzeleri, 1992 yılında, Avrupa Konseyi tarafından ‘’Yılın Müzesi’’ seçmiştir.

Bir ana yapı iki ek yapıdan oluşan bu müze ülkemizdeki ilk müzecilik örnekleridir.1869 yılında Müze-i Hümayun(Padişahlık Müzesi) adı altında kurulan müzeler;

İstanbul Arkeoloji Müzesi (Ana Bina)
Çinili Köşk
Eski Şark Eserleri Müzesi yapılarından oluşmaktadır.

İstanbul Arkeoloji Müzesi Tarihçesi

Osmanlı döneminde ki ilk müzecilik faaliyetleri Topkapı sarayının bahçesinde bulunan Aya İrini müzesinde yapılmaktaydı. Daha sonra yer ihtiyacı doğrultusunda Çinili Köşk inşa edilip; eserler buraya taşındı.O dönem müze müdür olan Osman Hamdi Bey müzecilik faaliyetlerinin önemi konusunda yöneticileri ikna edip İstanbul Arkeoloji Müze binasinın inşasına onay almıştır. Osman Hamdi Bey bu müzeyi İstanbul’da yaşayan Fransız asıllı mimar Alexandre Vallaury yaptırmıştır. İstanbul’da çok önemli mimari yapılara imza atan mimar Osman Hamdi Bey tarafından “Mimar-ı Şehir” olarak anılmaktadır.Üç aşamada tamamlanan müze binasının ilk kısmı 1899’da, ikinci kısmı 1903’te, üçüncü kısmı 1907 yılında ziyarete açıldı. Müzenin içinde fotoğrafhane, kütüphane, modelhane yaptırdı.İstanbul Arkeoloji Müzesi Dünyada müze olarak inşa edilmiş sayılı yapı arasında bulunur. Müzenin giriş kısmında Osmanlıca yazıda ‘Asar-ı Atika Müzesi’ (Eski Eserler Müzesi) yazmaktadır. Yazının üzerinde bulunan tuğra ise, Sultan Il. Abdülhamid’ e aittir.

İstanbul Arkeoloji Müzesi

Dünyanın en büyük müzelerinden biri olan İstanbul Arkeoloji Müzesi; Türkiye’de müze olarak inşa edilmiş en eski yapısıdır. Osmanlı İmparatorluğunun himayesi altında bulunan neredeyse bütün medeniyetlere ait yaklaşık bir milyon eserin sergilendiği ülkemizin en değerli müzecilik örneğidir. İskender Lahdi, Ağlayan Kadınlar Lahdi, Likya Lahdi, Tabnit Lahdi  gibi eşsiz eserlere ev sahipliği yapmaktadır. “Kaplumbağa Terbiyecisi” resmi ile akıllarımızda yer eden Osman Hamdi Bey; bu müzeye 29 yıl hizmet ederek müzeyi Dünya çapında önemli bir noktaya taşımıştır. Osmanlıca yazıda ‘Asar-ı Atika Müzesi’ (Eski Eserler Müzesi) yazmaktadır. Yazının üzerinde bulunan tuğra, Sultan Il. Abdülhamid’ e aittir. Anadolu medeniyetlerinin muhteşem izlerinin yanı sıra Osman Hamdi Bey’in gayretlerinin karşılığını da göreceğiniz bu müze sizlerin değerli ziyaretini bekliyor.

Çinili Köşk Tarihçesi

İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’in 1472 yılında yazlık saray olarak yaptırılan Çinili Köşk (Sırça Köşk); O güne kadar müze olarak kullanılan Aya İrini’nin yetersiz gelmesi sebebiyle restore edilip 1880 yılında müze olarak hizmet vermeye başlamıştır.1953 yılında Fatih Müzesi olarak açılan yapı 1981 yılında İstanbul Arkeoloji Müzesine bağlanmıştır. Yapılış tarihi bakımından İstanbul Arkeoloji Müzeleri arasında en eski olan yapıdır. Osmanlı ve Selçuklu dönemine ait seramik ve çini eserlerinin sergilendiği müze mimari olarak ta dikkat çekicidir.

Çinili Köşk

Çinili Köşk; 6 oda ve 1 salondan oluşmaktadır.Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait sergilenen veya depoda bulunan 2000 civarı esere ev sahipliği yapmaktadır.Müzede 11.-20. yüzyıla kadar bir çok çini ve seramik örneği kronolojik olarak sergilenmektedir. En dikkat çeken eserler ise; 16.yüzyıla ait İznik yapımı çiniler ve Kütahya seramikleridir.

Eski Şark Eserleri Müzesi Tarihçesi

II.Abdülhamid tarafından Sanayi-i Nefise Mektebi  açması için görevlendirilen Osman Hamdi Bey; bu görev için gerekli binayı inşa etmesi için Fransız asıllı mimar Vallaury’i görevlendirir. Bugünkü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesinin temelleri o gün atılmıştır. Osmanlı dönemi açılmış ilk Güzel Sanatlar Akademisi olan yapı 1917 yılında Müzeler müdürlüğüne bağlanmıştır. Dönemin müze müdürü Halil Edhem Bey/Osman Hamdi Bey’in Kardeşi) bu binayı eski Şark Eserleri Müzesi” olarak kullanılmasını istemiştir. Yakındoğu eserlerin bir arada sergilendiği müze 2. Dünya Savaşı sırasında boşaltılmış; daha sonra tekrar düzenlenmiştir. 1999-2000 yıllarında bakım onarımdan geçirilen müze tekrardan ziyarete açılmıştır.

Eski Şark Eserleri Müzesi

Eski Şark Eserleri Müzesi; İslamiyet Öncesi Arabistan Eserleri, Mısır Eserleri, Mezopotamya Eserleri, Anadolu Eserleri, Urartu Eserleri ve Çivi Yazılı Belgeler olarak bölümlere ayrılmıştır. Akad Kralı Naramsi’nin Steli, Kadeş Anlaşması, İştar Kapısı gibi muazzam eserlerin bulunduğu müzede ayrıca 75 bin çivi yazılı tablet bulunmaktadır.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri ve Osman Hamdi Bey

Osmanlı Sadrazamlarından İbrahim Ethem Paşa’nın oğlu olan Osman Hamdi Bey; 30 Aralık 1842’de İstanbul’da dünyaya geldi. Daha ortaokul döneminde resim ve sanata olan ilgisi, babasının dikkatini çekmiştir. Bu ilgisi sebebiyle Babası onu yurtdışında ki bazı sergi ve müze ziyaretlerine beraberinde götürmüştür. Oğlunun eğitimini yurtdışında tamamlamasını arzulayan İbrahim Ethem Bey; Osman Hamdi Bey’i hukuk eğitimi için Paris’e yollamıştır. Paris’te resim, sanat ve müzeye olan ilgisi daha da artan Osman Hamdi Bey ; hukuk eğitiminin yanı sıra Paris Güzel Sanatlar Akademisinde eğitim almaya başladı.Dönemin ünlü ressamlarından Jean-Leon Gérôme ve Boulanger’in atölyelerinde çıraklık yapmıştır. Türk resim sanatının ilk kuşağı içerisinde olan Osman Hamdi Bey; Paris’te 9 yıl süren eğitimini tamamladıktan sonra yurda dönmüştür. Devletin çeşitli organlarında başarılı çalışmalar ortaya koyan Osman Hamdi Bey II.Abdülhamid’in Sanayi-i Nefise Mektebi açması için görevlendirilmiştir. 11 Eylül 1881’de Müze-i Hümayûn’a,  1882 yılında ise Sanayi-i Nefise Mektebi’ne müdür olarak atanan Osman Hamdi Bey’in ilk işi eski eserlerin yurtdışına çıkarılmasını yasaklayan bir tüzük hazırlamak oldu. O döneme kadar yürürlükte bulunan 1874 tarihli “Asar-ı Atika Nizamnamesi”ni 1883 yılında yeniden düzenledi ve yürürlüğe soktu. Bu Nizamname ile Osmanlı’ya ait eserlerin batıya kaçırılmasının önüne geçildi.

İlk türk Müzeci olarak tarihe geçen Osman Hamdi Bey’in; ülkemizde ki müzecilik faaliyetlerinin geliştirilmesine katkısı büyüktür. Osmanlının ilk müzesi olarak kabul edilen Müze-i Hümayun’a 29 yıl müdürlük yapmıştır. Müzecilik faaliyetlerinin yanı sıra İlk Türk bilimsel kazı çalışmalarına da imza atan Osman Hamdi Bey; Nemrut, Lagina ve Sayda’da arkeolojik kazılar gerçekleştirmiştir. Sayda(Lübnan)’da yapılan kazılar da bulunan İskender Lahti İstanbul Arkeoloji Müze’sinde sergilenmektedir. Müzecilik faaliyetleri sürerken resim yapmaktan da vazgeçmeyen Osman Hamdi Bey; Gebze Eskihisar’da bulunan evini bu çalışmaları için kullandı. Türk müzeciliğine muazzam katkıları olan Osman Hamdi Bey 24 Şubat 1910’da Kuruçeşme’de ki evinde hayata gözlerini yumdu. Vasiyeti üzerine Eskihisar’a defnedilen Osman Hamdi Bey’in evi 1987 yılından itibaren müze olarak kullanılmaktadır.

Osman Hamdi Bey’in Eserleri:

  • Kahve Ocağı-1879
  • Haremden-1880
  • İki Müzisyen Kız-1880
  • Çarşaflanan Kadınlar-1880
  • Vazo Yeren Kız-1881
  • Gebze Manzara-1881
  • Kız Tevfika-1882
  • Türbe Ziyaretinde İki Genç Kız I-1890
  • Türbe Ziyaretinde İki Genç Kız II-1890
  • Mihrap-1901
  • Feraceli Kadınlar-1904
  • Pembe Başlıklı Kız-1904
  • Kaplumbağa Terbiyecisi-1906
  • Mimozalı Kadın-1906
  • Şehzade Türbesinde Derviş-1908
  • Silah Taciri-1908
  • Beyaz Entarili Kız-1908
  • Kahvedeki Bozayı-1908

Osman Hamdi Bey’in eserlerinden Kur’an Okuyan Hoca, Arzuhalci, Vazoda Çiçekler, Cami, Kokona Despina, Zeybek Kızanı ve Naile Hanım Portresi adlı tablolar şuan Sabancı Müzesi‘nde sergileniyor. Suna ve İnan Kıraç Vakfı Koleksiyonuna ait olan en ünlü eseri” Kaplumbağa Terbiyecisi” tablosu da Pera Müzesinde sergilenmektedir. 2010 yılı Unesco tarafından Osman Hamdi Bey’in Ölümünün 100. Yıl Dönümü anma ve kutlamalar listesine alınmıştır.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri ve Müzeciler Günü

Osmanlı döneminin ilk müzesinin açılış tarihi olan 13 Haziran “Müzeciler Günü” olarak ilan edilmiş.Fakat günümüzde 18 mayıs tarihinde ki “Uluslararası Müze Günü” daha aktif bir biçimde kutlanmaktadır.

İstanbul Arkeoloji Müzelerine Nasıl Gidilir?

İstanbul Anadolu Yakasından gelecekler; dilerseniz Kadıköy’den Eminönü vapurlarına binip, Eminönünden Bağcılar -Kabataş (T1) Tramvayına binip Gülhane durağında inerek gidebilirsiniz. Yine Anadolu veya Avrupa yakasından Marmaray’a binip Sirkeci durağında indikten sonra kısa bir yürüyüş ile Gülhane Parkına ulaşabilirsiniz. Eminönünden Gülhane parkına giden İETT otobüsleri de mevcuttur.

Özellikler
  • Müze Kart Geçerli
  • Kafeterya
  • Ücretli
  • Wc
  • Sesli Rehberlik
  • Engelli Girişi

Henüz yorum yok.

Değerlendirmenizi gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *

Ara.Bul.Keşfet

Anadolunun eşsiz güzellikleri ve geçmiş uygarlıkların ayak izlerini keşfet!

Ara.Bul.Keşfet

Anadolunun eşsiz güzellikleri ve geçmiş uygarlıkların ayak izlerini keşfet!

Tarihsel Miras

Anadolu Mirası

Festivaller

Back to Bello home

Copyright by Gezop. Tüm hakları saklıdır.

Back to Bello home

Copyright by Gezop. Tüm hakları saklıdır.