Yeni Cami (Valide Sultan Cami) Dış Görünüm
Yeni Cami (Valide Sultan Cami) Gece Görünüm

 

Yeni Cami

Eminönü’ne giden herkesin önünden geçtiği, güzelliğiyle insanı büyüleyen Yeni Cami 1597 yılında Sultan 3. Mehmet’in; annesi Safiye Sultan’ın emriyle temelini attırdığı ve 1665’te zamanın Padişahı 4.Mehmet’in annesi Turhan Hatice Sultan’ın çabaları ile tamamlanıp ibadete açılan camidir.

Yeni Cami Adı Nereden Geliyor?

Caminin “Yeni Cami” olarak adlandırılmasına bakarak cami yeni yapıldı zannetmeyin. İlk temelleri 1597’de atılmasına rağmen, 68 yıl sonra 1665 yılında tamamlanan cami, yaklaşık 427 yaşında. 1637 yılında metruk bina olarak kalan caminin inşaatına yeniden başlansa da yüksek maliyetlere ve ek vergilere sebep olmuş ve inşaat tekrar durmuştur.

Halk bu camiye, yüksek vergilere sebep olduğu için ”Zulmiye” cami demeye başlamıştır. 1660 yılında çıkan yangında, bitmeyen cami de harap olmuş. Yangın sonrası tekrar yapılan cami, 1665 yılında tamamlanarak halen asıl adı olan “Adliye Cami” olarak açılmış. Ama halk ona o tarihten itibaren hep “Yeni” demiş. Artık İstanbul’un en önemli ve bilindik noktalarından biri konumuna gelmiştir.

Yeni Cami Yapımı

Yeni Cami’ye, aslında külliye demek daha doğru olur. Cami, hünkar kasrı, arasta(Mısır Çarşısı), türbe, darülkurra, sebil, çeşme ile sıbyan mektebinden oluşmaktadır. Daha sonra külliyeye kütüphane, muvakkithane eklenmiştir.

Külliyenin ilk inşası esnasında medrese, imaret ve ribatlardan bahsedilse de bunlar yapılmamış, sıbyan mektebi ile cami avlu duvarları ise günümüze ulaşmamıştır.

Cami inşaatı için seçilen yer o tarihlerde gümrüğe ve limana yakınlığı dolayısıyla bir ticaret yeri, oldukça sıkışık,  bakımsız bir Yahudi ve Hıristiyan mahallesiydi. Caminin inşaat sınırları içinde bir kilise ve bir sinagog vardı. İstimlâk edilecek evlere iki kat bedel verilmesi; sinagog ve kilise yerine de iki harap mabedin tamiri kararlaştırılmıştır.

Yeni Cami’nin uzun inşa süreci başka Osmanlı eserleri arasında görülmez. Bu nedenle yapımı en uzun süren cami olarak da tarihteki yerini alır.

Külliyenin ilk yapısı olan caminin denize sıfır olarak inşa edildiği görülüyor. Zamanla denizin doldurulmasıyla aradaki mesafe artmıştır. Cami’nin Mimarı, Mimar Sinan’ın kalfalarından Mimar Davut Ağa’dır. Banisi 3. Mehmet’in annesi Safiye Sultan’dır. Cami’nin inşaat alanın deniz seviyesinde ve dolma bir arazi olması nedeniyle temel  çukurlarında su çıkmaya başlayınca tulumbalarla bu su boşaltılmaya başlanmış. Daha sonra Davut Ağa, Mimar Sinan’ın Büyükçekmece köprüsünde yaptığı gibi, büyük kazıklar çaktırıp, bunların başlarını kurşun kuşaklarla birleştirmiş ve binanın temel taşlarını bu tabanlara oturtmuştur. Yeni Cami inşası için Rodos’tan taş getirten Davut Ağa yapıyı yerden 75 cm kadar yükseltmişken 1598 yılında İstanbul’da meydana gelen veba salgınında vefat edince yerine Mimar Dalgıç Ahmet Ağa tayin edilmiştir. Dalgıç Ahmet Ağa yapıyı birinci sıra pencereli üstüne kadar yükseltmiştir. Bu sırada 3. Mehmet’in vefatı üzerine (1603), Safiye Sultan’ın eski saraya gönderilmesiyle inşaat yarım kalmıştır. 1660 yılında meydana gelen büyük İstanbul yangını sonrasında Hatice Turhan Valide Sultan harabeye dönen alanları gezmiş ve yarım kalan caminin de yangında hasar aldığını görmüş ve caminin inşaatının tamamlanmasına karar verilmiştir.1661’de Mimarbaşı Meremetçi Mustafa Ağa’nın sorumluluğunda yarım kalan cami inşaatına yeniden başlanmıştır. 30 Ekim 1665 tarihinde kılınan cuma namazı ile ibadete açılmıştır.

Yeni Cami’nin Mimari Yapısı

Yeni Cami’nin mimarisinde Mimar Sinan ve Sedefkar Mehmet Ağa’nın tesirlerine rastlanmaktadır. Kare planlı caminin üç şerefeli, iki minaresi ve yirmi iki kubbesi olan avlu çerçevesinin üç farklı yönde, kubbeli üç girişi vardır. Avlunun ortasında, kubbeli mermerden bir şadırvan bulunur. Cami’nin dış avlu duvarı 19.yy’ın ikinci yarısında artan Eminönü trafiğini hafifletmek için yıkılmıştır. Külliyenin darülkurrasıyla ve Sübyan Mektebi de sonraki dönemlerde yıktırıldı. Yeni Cami’nin asıl özelliğini, camiye bitişik bir kemer üzerine yapılan ve 17. yüzyıl Türk ve mimarlığının en güzel örneklerinden biri olan Hünkâr Kasrı (Valide Kasrı) oluşturur.

Yeni Cami’nin İçi

Caminin ana kubbesi 4 fil ayağına oturtulmuş, 36 metre yükseklikte ve 17,5 metre çapındaki 24 pencereli ana kubbe beyaz zemin üzerine oturtulmuştur. Yeni Cami zengin çini, kalem işi, ahşap ve taş süslemeye sahiptir. Cami de yerden ikinci sıra, pencerelerin üstüne kadar duvar yüzeyleri, ayrıca son cemaat yerinde duvarlar üç yönde ikinci sıra pencere altlarına kadar çinilerle süslenmiştir. Çinilerde 17.Yüzyılda teknikte ki bozulma kolayca görülmektedir. Çiniler üzerindeki yazılar, hattat Teknecizade İbrahim tarafından yazılmıştır.

Hünkar Kasrı

Valide Turhan Sultan için yaptırılan Hünkâr Kasrı’na, Yeni Cami’nin kıble duvarının arkasındaki yokuştan çıkılır. Osmanlı klasik mimarisinin tüm güzelliğini yakalayan yapı; iki büyük oda, bir eyvan ve bir helâdan müteşekkildir. Yapıldığı yıllarda Valide Sultan, daha sonra da padişah ve sultanlar namazdan ve dini törenlerden önce buraya gelir ve bir süre dinlenirlerdi. Kasrın giriş kapısındaki ağaç işçiliği, içerideki çinili ocaklar, duvarları kaplayan çini panolar, renkli cam pencereler harikadır. Çiniler İznik’te yapılmıştır. Bir kısmı sadece bu kasrı süslemek için özel olarak yapıldığından, desenlerine başka hiç bir yerde rastlanmaz. Panolar karanfil, gül, şakayık, çeşitli dallar ve yapraklarla süslenmiştir. Camiye bitişik Hünkâr Kasrı’nı süsleyen çiniler de Türk çini sanatının en son ve en güzel örnekleridir.

Külliye içindeki en göz alıcı mekânlardan biri olan Mısır Çarşısı, bugün hala faaliyette ve eski canlılığını korumaktadır. Külliye türbesi, İstanbul’daki en büyük sultan türbelerinden biri olan Hatice Turhan Sultan Türbesidir ve çevresinde beş Osmanlı padişahının mezarı bulunur. Osmanlı hanedanından birçok kişinin mezarı da bu bölgededir. 47 penceresi olan Türbede; Hatice Turhan Sultan, II. Mustafa, I. Mahmut, III. Ahmet ve IV Mehmet’in sandukaları bulunur. Ayrıca türbe içinde çok sayıda şehzade ve sultanın da mezarı vardır.

2016 yılında başlayıp, yedi yıl süren restorasyon ardından yenilenerek ibadete açıldı.

Yeni Cami Külliyesi’nin bulunduğu mekân, kuşkusuz İstanbul’un en kalabalık yerlerinden biridir. Cami’nin Mısır Çarşısı’na bakan avlu girişinin önündeki alan, yüzlerce güvercine ev sahipliği yapmakta ve her gün buradan gelip geçen farklı kültür ve kimlikten yüz binlerce insan bu tarihi mekânın güzelliğini tatmaktadır.

Temeli 1597’de Safiye Sultan’ın attığı ancak, altmış yıl sonra Hatice Turhan Sultan’ın tamamladığı. Üç Mimar, yedi Padişah gören Yeni Cami tarihin derinliği, yapımında ki zorluklar, yıkılan yapıları, ortasında yol geçen ama tüm bunlara rağmen Eminönü ve İstanbul’a güzellik katan eserlerin başında geliyor.

Yeni Cami Ulaşım

Yeni Camii, İstanbul’un en kalabalık yerlerinden biri olan Fatih ilçesi Eminönü Meydanı’nda bulunuyor.

Eminönü Meydanına ulaşmanız yeterlidir. Yeni Cami’ye toplu taşıma ile ulaşmanın en kolay yollarından birisi de Bağcılar-Kabataş tramvay hattından. Eminönü durağında inmeniz yeterli.

Marmaray’la gelecekler, Sirkeci durağında inerek, beş dakikalık bir yürüyüşle varabilirler.

Anadolu yakasından gelecekler, Kadıköy-Üsküdar’dan vapurla Eminönü’ne gelebilirler.

 

Henüz yorum yok.

Değerlendirmenizi gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *

Ara.Bul.Keşfet

Anadolunun eşsiz güzellikleri ve geçmiş uygarlıkların ayak izlerini keşfet!

Ara.Bul.Keşfet

Anadolunun eşsiz güzellikleri ve geçmiş uygarlıkların ayak izlerini keşfet!

Tarihsel Miras

Anadolu Mirası

Festivaller

Back to Bello home

Copyright by Gezop. Tüm hakları saklıdır.

Back to Bello home

Copyright by Gezop. Tüm hakları saklıdır.